Kemah

Bu Derginin Diğer Makaleleri

Ballı,Osman ; "Kemah" ; Erzincan Mengüceli Dergisi ; Ocak / 1980 ; Yıl : 1 ; Sayı : 7 ; Sayfa : 17

Yetiştirir yiğit gurbete salar
Gamlar yuta yuta uykuya dalar
Şenlenem diyerek avucunu yalar
Sorarsan neredir şöyle Kemah'ım.

KEMAH'IN EKONOMİK DURUMU

Kemah'ın ekonomik durumunu ve zenginliklerini çok eskiden ele alacak olursak, şöyle bir gelişme göstermiştir: 1515 yılında Bıyıklı Mehmet Paşa'nın Kemah'ı kuşatması sırasında, Kemah topraklarının bereketli ve ei sanatları ile ünlü olduğunu Evliya Çelebi Seyahatnamesinde şu şekilde bahseder. "Kemah'ın bezi, Erzincanın kozu, Bayburt'un kızı" Bu sözden anlaşıldığına göre, eskiden Kemah'ta çok üstün bezler dokunurdu. Yine Kemah'ta çıkartılan tuzda bütün özel likleriyle güzeldir.

Eskiden çok güzel ve zengin bir kasaba olan Kemah'ımızın bugünkü durumu iyi sayılmaz. Geçim sıkıntısı sebebiyle nüfusunun her geçen gün biraz daha azalması bizlere, bölgenin ekonomik durumu hakkında bir fikir vermektedir.

Arazinin az ve çoğunun susuz oluşu tanmı olumsuz yönde etkilemektedir. Yapılan tarım ancak halkın kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ölçüdedir. Ekim yapılan tarlaların çoğu küçük ve engebelidir. Tahıllardan en çok ekimi yapılanlar şunlardır: Buğday, Arpa, Fasulye, Çavdar v.s. Bununla beraber Yonca, Fig, Gorunga tarlalarına da çok yer verilir. Ekim yapılan arazinin ancak yüzde 15 veya 20 si sulamaya elverişlidir. Bu sulak arazinin çoğu sebze ve meyve bahçelerine ayrılmıştır. Çıplak arazide yeşilliği temin eden bu bahçeler ile akarsu boylarındaki kavak ve söğüt ağaçlarıdır. Son zamanlarda bu kavak kerestesinden faydalanma imkânı olmuştur. Yetiştirilen meyvelerin başlıcaları şunlardır: Elma, Armut, Kaysı, Erik, Dut, Ceviz, Üzüm... Fakat pazarlama imkânı olmadığından bu meyvelerden yeteri kadar faydalanılamaz. Ancak bunların kuruları satılır. Halkm kendi ihtiyacım karşılayacak sebzelerin ekimi de yapılmaktadır.

Otlakların çokluğu ve boş arazinin fazlalığı Kemah'ta hayvancılığın az da olsa gelişmesine sebep teşkil etmiştir. Halkın başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır. Yetiştirilen hayvanlar daha ziyade yerli ırklardır. Bölge dağlık ve kayalık olduğu için daha ziyade küçük baş hayvan yetiştirilmektedir. Büyük baş hayvanlardan İnek, Öküz, At, Katır ve Merkep beslenir. Bunun yanında koyun da beslenir Bu hayvanlann etinden, sütünden yününden ve kılından faydalanılır. Arıcılık çalışmaları son yıllarda önem kazanmaktadır. Kara kovanlarla yapılan arıcılık son zamanlarda yerini fennî kovana bırakmıştır. Halkın ihtiyacını karşılayabilecek ölçüde kümes hayvanı da yetiştirilmektedir.

Yapılan çalışmalar, Kemah'ta çeşitli madenlerin varlığını ortaya koymuştur. İlçe sınırları içinde linyit, bakır ve çimento yapımına elverişli hammadde yataklan vardır. Bu madenlerden bazılarının eskiden ermeniler tarafmdan işletildiği söyleniyor Kemah'a 5 km. uzaklıktaki Tuzla (Kömür) köyünde bir tuzla mevcuttur. Yerden çıkan tuzlu bir suyun havuzlarda buharlaştınlması ile elde edilen bu tuz, çok nefis ve lezzetlidir.

Yukarıda gelir kaynaklarını kısaca özetlediğimiz Kemah halkının çoğu geçim sıkıntısı çekmektedir. Bu nedenle halkının çoğu büyük şehirlere çalışmaya gitmiştir. Her geçen gün bu gidişe "dur" diyecek çareleri bulmadıkça göçler devam edecektir. Yapılan çalışmalar ve çeşitli başvurular her nedense cevapsız bırakılmıştır. Yapılan bir fabrikanın hem memleket ekonomisine, hemde Kemah'lının gurbete çıkışını önliyerek, ıslak gözlere bir çare olacaktır.

KEMAH EFSANELERİNDEN ÖRNEKLER

Efsanenin temel özelliği inanıştır. Anlatılan olaylara halkımız olmuş gözüyle bakar. Efsanelerin konulan çeşitlidir. Bu tür efsanelerin çoğuna Kemah'ta rastlamak mümkündür. Herhangi bir şeyin meydana gelişi veya çeşitli taşların duruşu üzerine söylenmiş efsaneler dikkati çekmektedir. Şimdi bunlardan birkaçını tanıyalım :

Kanlıdere Efsanesi :

Kerer köyü yakınında bulunan bir ahıra algansı gelip gidermiş. Köylüler bunu takip etmişler ve günün birinde yakalamışlar. Sonra köye getirip giyindirmiş ve süslemişler. Bu algansı çok güzelmiş, çokta hünerliymiş. Hamur yuğurduğu zaman pişirmekle bitmezmiş. Algansı bir gün bir çocukla dereye su getirmeye gitmiş. Burada yanındaki çocuğa bir iğne vererek, bu iğneyi bana batır demiş. Çocuk iğneyi batınnca algansı gözden kaybolmuş. Biraz sonra dereden kanlı su akmaya başlamış. Bundan sonra bu derenin adı Kandere olarak kalmıştır.

Ağyar Efsanesi:

Yine Kerer Köyü civarında çok eskiden bir Türk kızını zorla bir ermeni oğluna nişanlarlar.. Kız bu işe taraftar değildir. Aradan zaman geçer ve düğün zamanı gelir. Kızı götürürlerken, kız Allah'a dua eder, "Ey Allah'ım onları orada beni de burada taş et" Kızın duası kabul olur ve herkes taş kesilir. Bugün Ağyar denilen bu bölgede insan şeklinde taşlara ve taş kesilmiş kızın çeyizine rastlamak mümkündür.

Mağara önü Efsanesi:

Yeni adıyla Kazankaya Köyünde evlenme çağma gelen bir genç, Memişler sülâlesinden bir kız ile nişanlanır. Kız ve oğlan biribirlerini deli gibi sevmekledirler. Düğünlerine az bir zaman kala, oğlan Mağara önü denilen yere tohum ekmeye gider. Tarlayı ekerken şiddetli bir yağmur başlıyor, oğlan öküzleriyle birlikte tarlanın yanında bulunan bir mağaraya sığınıyor. Bu arada köyden silâh sesleri de gelmeye başlıyor. Başka bir köyden bir genç, kızı kaçırmaya geliyor. Kızı alıyor ve üzerine gelenlere silâh çekiyor. Kızı elinden alacaklarını anlayınca kızı ve üzerine gelen sekiz kişiyi öldürüyor. Köyden çocuğun biri bu durumu kızın nişanlısına anlatmak üzere tarlaya doğru koşar, gidip durumu anlatır. Bu acıklı haberi öğrenen genç "Taş kesileydim de bu haberi duymayaydım" der, öküzleriyle birlikte orada taş kesilir. Bugün bu mevkide buna rastlamak mümkündür.

Sultan Melik Efsanesi:

Sultan Melik'in abdest alıp namaz kıldığı söylenir. Türbedeki bekçi hergün ıbrığa su doldurup, leğeniyle bir-likte yanına bırakırmış. Bekçi sabah gelince ıbrıktaki suyun leğene boşaldığını görürmüş. Bekçi bazen de ıbrığa su koymayı unuturmuş. Böyle durumlarda Sultan Melik çok kızarmış ve ibriği dışan atarmış.






Arşiv
Dergiler
Gazeteler
Kitaplar
Web Siteleri
Tez
Sunum
Fotoğraflar
Videolar
Broşür
İletişim: ilhaner@ilhaner.com

Arama

 

 
 

Bizi Destekleyenler

Halkbilimcilerimiz