Halk Tıbbı

Bu Derginin Diğer Makaleleri

Yoder,Don ; "Halk Tıbbı"; Folklora Doğru; Kasım-Aralık / 1975; Sayı: 43; Sayfa: 23

HALK TIBBI VE MODERN TIP

Günümüzde uygulanan üç çeşit tıpla bağıntılı olarak bir uçla halk tıbbim, diğer uçta ise bilimsel, akademik veya modern tıbbı görüyoruz, Halk tıbbı, geçmiş nesillerin akademik tıbbiyle yakından ilgilidir. Bir zamanların akademik tıp anlayışına uyan; fakat bugün önemini yitirmiş bazı kavramlar halk tıbbının malı olmuştur. Örneğin "imza" doktrinleri, VII. yüzyılın sempati anlayışı, ve önceki kültür açısından astroloji. Bu kavramların bilim tarafından çoktan ortadan kaldırılmış oldukları doğru olmakla birlikte, bize yine de halk tıbbının -diğer halk kültürü dallarında olduğu gibi- repertuarında pek çok "çökmüş kültür değerleri" (Gesunkenes Kulturgut) bulunduğunu gösteren öğretici örneklerdir. Aynı zamanda, tam tersine olarak, modern tıbbın bazı uygulamaları da halk tıbbından kaynaklanarak gelişmiştir.

Halk tıbbının ilgili olduğu diğer tıp dalları, ilkel tıp ve popüler tıbdır.

Halk tıbbiyle ilkel tıp aynı dünya görüşünü ve büyü tekniklerini paylaştıkları halde sosyal çevreleri bakımından ayrılırlar. Klasik ilkel tıbbın, yerli kültürün tek tıp dalı olmasına karşın, halk tıbbı daha yüksek seviyeli tıp dallarıyle ilgilidir. Popüler tıp ise halk tıbbı repertuarından kaynaklanmış teknikleriyle bir bakıma halk tıbbı repertuarından kaynaklanmış teknikleriyle bir bakıma halk tıbbının ticarileşmiş şeklidir.

Halk tıbbı aslında iki dala ayrılır : 1) Tabii halk tıbbı, 2) Dinsel-büyüsel halk tıbbı. Tabii halk tıbbı, insanın doğaya ilk tepkilerinden birini temsil eder, ve hastalığını tedavi etmede çeşitli bitkiler, madensel ve hayvansal maddelerden yararlanmasını kapsar. Bazen "akılcı" veya "Bitkisel" halk tıbbı da denilen tabiî tıp, ilkel kültürlerin malı olmakla birlikte, bu tıbbın bazı faydalı tedavi şekilleri bilimsel tıbba kadar uzanmıştır. Halk tıbbının ikinci dalı olan dinsel-büyüsel tıp ise hastalık tedavisinde muska, kutsal sözler ve benzeri işlemlerden yararlanır.

Halkbiliminde görüldüğü gibi halk tıbbı da köylü kültüründen yola çıkarak gelişmiştir. Hastalarının çoğunu çok çeşitli gruplar şahıslar oluşturur. 1930'larda Alman tıp tarihçisi Büttner, halk tıbbı pratisyenlerinin hastalarını genellikle yaşlı köylüler ve şehirlerin emekçi sınıfıyle küçük burjuvazi şeklinde tanımlamıştır. Geleneksel halk tıbbına, dış dünyayle bağlantısı az olan dağlık alanlarda; protestanlardan çok katolikler ve erkeklerden çok kadınlar arasında rastlanır. Şehirlerdeki orta tabakayla emekçi sınıf, zamanla halk tıbbını arka plâna atmış ve öncelikle bir doktora gitmeye, ancak ondan sonra kocakarı ilaçlarına ve büyü yollarına başvurmaya başlamıştır. Daha entellektüel çevrelerde dahi, özellikle kadınlar, büyücülüğü, falcılığı ve benzeri işlemleri benimsemişlerdi. Başka bir deyişle, tıbbın bilimsel olmayan şekli pek çok sınıfların malı olarak karşımıza çıkar.

XX. nci yüzyılın ortalarında ABD’deki durumu yazan VVayland Hand şöyle der: "Bâtıl itikatlar yalnız cahillerin malı değildir; toplumdaki kültürlü kişilerin de başına gelebilecek bir durum ya da olaylara bakış açısıdır." Eugen Mogh da her kültürlü kişinin (Kultur-mensch) içinde bir tabii kişinin (Naturmensch) ilkelerini taşıdığını söyler. Bu temel tanım sorunuyle uğraşan Richard Weiss ise "halk" sözcüğünü, sınıf ve toplum içindeki kültürel seviye açısından değil, kişinin kendi düşünüş şekline dayanarak tanımlamıştır.

Belki de bu bize günümüz halk tıbbının daha basit, daha elverişli tanımına bir yaklaşım sağlar. Hans Otto Münsterer'in yararlı nasihati şu yöndedir : "Halk tıbbını en geniş bakış açısından, yani bilimsel tıbbın resmi sistemi dışındaki insanların hastalıklardan koruyucu ve hastalıklarla savaşıcı düşünceleri açısından tanımlamaya karar vermeliyiz." Son Wörterbuch der Deutschen Volkskunde (Alman Halkbilimi Sözlüğü) nin editörleri de aynı sonuca varmışlar ve halkbilimiyle uğraşanları, "çökmüş kültür değerleri" (gesunkenes Kulturgut) nin tarihsel bakış açısına önem vermemeye ve halk ilaçlarının halk kültürü çevresi içindeki yerini vurgulamaya zorlamışlardır.

İlk soru, "insanoğlunun tarih süreci içinde ne elde ettiği" değil de; "insanlar kendi düşünceleri çerçevesinde, hastalık ve sağlık üzerinde ne gibi görüşlere sahiptirler" olmalıdır. Bu sorunun cevabı bize, halk tıbbının halkın inanç, töre, düşünüş, yaşam, ve konuşmalarından organik olarak çıkıp geliştiğini gösterir. Tıp, doktorlardan daha eskidir. Buradan şu tanıma gidebiliriz: halk tıbbı, halk arasında görülen hastalıklara karşı uygulanan iyileştirme metodlarının tümü ile hastalıklar üzerine olan geleneksel görüşlerin bütünüdür.

 

HALK TIBBININ İKİ ÇEŞİDİ

Tabii halk tıbbı: Tabiattaki bitkilerden ve maddelerden ilaç yapılması, sihir ve büyünün tedavi şekli olarak kullanılması kadar eskidir. Bu tip ilaçlar bugün modası geçmiş ve evcil olarak nitelendirilir.

Evlerde oluşan tedavi şekilleri bir nesilden ötekine geçmiştir. Özel iyileştirme gücü olduğuna inanılan otlar, sonbaharda veya belli kutsal günlerde ormandan ve tarlalardan toplanıp bahçelere dikilirdi.

Halk tıbbının bu çeşidinin büyük bir kısmı otlarla ilgilidir; malzemesini de tarlalardan ve ormandan toplanan bitkiler oluşturur. ABD de tabiî halk ilaçları hakkındakı en iyi açıklamalardan birinde Vance Randolph; katır tırnağı, horehound (bir çeşit acı nane), horseminl (at nanesi), karaağaç kabuğu, kokulu çalılar, dogbane (çoğunlukla zehirli olan, parlak çiçekli, ve süt gibi bir suyu olan bir bitki), sassafras (bir çeşit Amerikan ağacı) gibi bitkilerin Missouri ve Arkansas'da nasıl kullanıldığını anlatmıştır. Hemen hemen bütün yabanî ve birçok evcil bitkilerin iyileştirici özellikleri vardır. En yaygını çeşitli nanelerden, yabanî bitkilerden ve ağaç kabuklarından yapılan "çay" lardır. Hatta tütünün bile tıbbî yararı vardır. Tütün yaşlı kadınlar ve "yarb doktorları" tarafından birçok yerlerde kullanılırdı. Şiddetli karın ağrılarında ve apandisit sancılarında sıcak suya batırılmış tütün yapraklarının lapası ilâç olarak verilirdi. Tütün lapası halen kesiklerde, sokmalarda, ısırmalarda ve hatta kurşun yaralarında kullanılır.

Ot toplayan ve yetiştiren kadınların yanısıra, "yarb doktorları" diye anılan ot mütehassısları da görülürdü. Bunlar ot toplamayı kendilerine meslek edinmişlerdi.

Tabii ilaçların malzemesini yalnız otlar teşkil etmiyorlardı. Mineraller ve hayvansal maddeler de çoğunlukla kullanılıyordu. Örneğin, kil, çamur, hayvan organları ve hatta insan idrarı ve pisliği. XVII. yüzyılın son yarısında Alman doktor Paullini’nin "Pharmacy of Filth" "Pislik Eczacılığı" adlı kitabı çıktığında tabiî ilaçlar başkanlığı böyle bir girişimden ötürü övülmüştü.

Otlardan ve diğer elverişli maddelerden yapılan ilaçlar hazırlanırken ve kullanılırken sihirli birtakım sözler söylenir ve dualar okunurdu. Son zamanlarda Lapon'larda iyileştirme metodları üzerine yaptığı bir araştırma sonunda Hultkrantz; İyileştirenler ve müşterilerin rasyonel ve irrasyonel ilaçlar arasında kesin bir ayırım yapmadıklarını ortaya çıkarmıştır. Rasyonal ilaçlar sihirli bir kelimeyle "kuvvetlendirilip" böylece irrasyonel ilaçlar arasına girebilirler. Bütün dünyada bununla ilgili örnekler görülür.

Otlar, ağaç kabuğu, ve kökler toplanırken bazı özelliklere dikkat edilirdi. Örneğin, bir bitkinin yaprakları yukarı doğru koparılırsa, bunun kusturucu bir tesiri olduğuna aşağı doğru koparılırsa da enema etkisi yaptığına inanılırdı. Ozark bölgesinde bu inanışı Randolph şöyle anlatır : "Ağaç kabuğunun aşağı ve yukarı doğru koparılmasının ilaç olarak etkisi farklı olur. Örneğin, şeftali ağacı kabuğunu yukarı doğru kazımakla kusmak önlenebilir, veya ishal durdurulabilir. Fakat eğer aşağı doğru kazanırsa, bundan yapılacak çay kuvvetli bir müshil yerine geçer." Genei olarak eskiler, ağrı vücudun alt kısmındaysa, hastalığı bacaklardan geçirip ayak parmaklarından dışarı atmak için ağacı aşağı doğru kazımk gerektiğini söylerler.

Otların toplanması ve kurutulması geleneklere göre senenin belli zamanlarında olurdu. Bitkiler, ya dinî bayramlarla ilgili günlerde, veya burçlarla ilgili pozisyonlarda, ya da ayın çeşitli safhalarında toplanırdı. Fakat bunların hepsi bilim açısından saçma değildi. Örneğin, modern tıbbın son botanik çalışmaları sonucu bitkilerin toplandığı zamanın onlardan yapılacak ilaçların tesirleri üzerinde etkisi olduğu anlaşılmıştır.

Bu halk ilaçlarının bir faydası var mıydı? Bu noktada, Laurt Honko, modern tıp açısından baktığımızda ilkel tıbbı anlayamayacağımızı söyler. Aksine bu sanatı onun geçmişteki kültürüne ve hakiki çevresi içindeki fonksiyona bakarak değerlendirmek gerektiğini savunur. Bundan sonra sadece halkbilimini değil tıbbı da ilgilendiren problemler ortaya çıkar. Daha sonra, "İlkel tıp kendi çevresi içinde hakikaten etkili miydi?" diye bir soru sorabiliriz. Bugün tamamiyle değişik metodlarla tedavi edilen aynı hastalıkların tedavisinde eskiler kendi metodlarıyla başarıya ulaşabiliyorlar mıydı? Eski metodların bugün de uygulanabileceği belli hastalıklar veya hastalık grupları var mıdır? Honko'ya göre halk ilaçlarının başarılı olmasının birinci faktörü "nesnel olarak tesirli olan ilaçlar" ın kullanılmasıydı ki bunlar eski ilaç kitaplarının yüzde 25 ini teşkil ediyorlardı. Örneğin, salicyl, aspirin, kinin, kokain, müshil vb. İkinci olarak eski etkin teknikler arasında kopresler, yarma (scarification), sıcak banyolar ve sauna, ve hatta aşı vardı. Diğer taraftan bütün bu tedavi şekilleri sihirli bir takım kelimeler olmaksızın ve duasız uygulanmıyordu. Alınan sonuçda da ikisi için bir ayırım yapılmıyordu.

Elizabeth Ingiltere’sinin ve Rönesans Avrupasının, bitkilerin tıbbi yararları hakkındaki büyük kitapları ortaçağ ot bilimini bir dereceye kadar bir araya toplamıştır. Diğer yazılı belgelerde, örneğin, koloni almanaklarında da otlarla ilgili tedavi şekiller yazılıdır. Postor Stoy'un kuduz için uyguladığı usûl, Pennsylvania daki Alman kolonisine ait bir tedavi şeklidir.

Olav Bo, İskandinavya ülkelerinde rasyonel halk ilaçları araştırmasının ihmal edildiğini, çünkü araştırmacıların ilaçların daha ilginç olan büyüsel yönlerini incelediklerini söyler. Bo’nun çalışmaları 19. yüzyılda Norveç köylerindeki ilaçların tarihsel gelişimi hakkında bir anahtar sayılması bakımından önemlidir. Bo, 1850 yılında bilimsel ilaçlarla, halk ilaçlarını ayıran bir sınır çizmiştir.

O zamana kadar tıp tahsili alanında hiç bir ilerleme haydedilmemişti; ancak o zamandan sonra eğitilmiş doktorlar ülkeye dağılmışlardır. Doktorların tecrübelerinin azlığından ve az nüfuslu Norveç te çok uzak mesafelere dağıldıklarından, sağlık işlerinin düzene girmesi epey zaman almıştır. Bunlardan başka doktorların ücret istemeleri karşısında halk ücretsiz olarak tedavi olacakları kendi bildikleri insanlara gitmeye devam etmişlerdir. Mesleklerini kâr gütmek amacıyla yapmadıkları için çoğu doktorlar para almıyorlardı, sadece çok fakir olanlar para almak zorundaydılar.

Bu pratisyenlere normal olarak "doktor" deniyordu. Daha sonra, "quacks" (Kvaksalvar) "şarlatan" kelimesi ortaya atıldı. Bu modern tıp için itibar kırıcı bir terimdi.

Dinsel-büyüsel halk ilaçları: Batı uygarlığının dinsel-büyüsel iyileştirme usûllerinin tarihsel gelişimi aşağıdaki analizle belirtilebilir. Dinî yoldan iyileştirme usûlleri eski çağlara dayanır. Hristiyanlıkta sadece Tanrı adına yapılan tedavilere müsaade ediliyordu. Böylece "iyileştiren aziz" (healing saint) adı altında yeni bir azizler grubu ortaya çıktı. Bu azizlerin kuvvetleri, dua yolu ile, onların eşyalarına dokunarak, kutsal yerleri, türbeleri, kiliseleri ziyaret ederek geçerdi. Ortaçağda tedavideki bu müdahaleler önemli bir inanç haline gelmişti. Gerek doğudaki hristiyanlık aleminde gerekse Roma katoliklerinde iyileştirici etkisi olduğuna inanılan türbelere ve azizlere raslanır. Ortaçağ kilisesi bugün temel olarak kabul edilen dinsel-büyüsel halk ilaçlarıyle ilgili prensipleri ve usûlleri, dualar, takdis ve dinî ayinler yolu ile hem teşvik etmiş hem de bunlara başkanlık etmiştir. Hastalıkların tedavisinde insan üstü, mucizevî kuvvetlerin uyu rol oynadığı ve bu kuvvetlerin maddelere ve tedavi eden ere geçe leceği fikri yayılmıştı.

Esas değişmenin başlaması Reform sırasında olmuştur. Bütün katolik azizleri protestanlar tarafından reddedildiler. Bundan sonra bütün tedavileri pratisyenler yapmaya başladı. Sadece, kilisedeki resmî görevlilerin hastalara dua okumasına izin veriliyordu. Avrupa’daki protestanlar halk arasında yaygın olan tedavi şekillerini kullanmaz olmuşlardı. Tersine, katolik çevrelerde bu usuller hala geçerliliğini koruyordu. Reformdan dörtyüz sene öncesinden beri büyüsel iyileştirme yöntemlerinde kiliseden ayrı olarak yavaş da olsa bir kendini yenileme görülmüştü. Örneğin, sihirbazlık. Bütün Avrupa kültürlerinde bu konuda kelimeler vardır; belezen, brauchen, vb. İman ve dua yolu ile iyileşme fikri insanlar arasında yaygın bir inanç olmasına rağmen protestanlar arasında zamanla belirgin hale gelmiştir. Önce tarikatlar ve mezhepler arasında, daha sonra XX. yüzyılda kiliselerde ortaya çıkmıştır. Protestanlıkta iman yoluyla iyileştirme usûllerinin resmî bir şekilde ele alınışına iki örnek verilebilir. (1) Pentecostal tarikatları, ibadet etmek suretiyle iyileşme usullerini yayıyordu; (2) Hristiyan bilimi, Felsefî açıdan iman yolu ile iyileştirmeyi öğretiyordu.

Bizim incelemek istediğimiz, kiliseyle ilişkisi olmayan dinsel tedavi şekilleridir. Birleşmiş Milletlerde bu çeşt halk tedavisi için en çok kullanılan sözcük, XVII. yüzyılın ilk yarısından sonra İngiltere'nin Algonçuin dillerinden gelme "powwowing" (büyü yapmak) sözcüğüdür. Büyü, halkın kültürel veya geleneksel düzeyde hastalıkları iyileştirmek için birtakım sözcükleri, muska, nazarlık ve fiziksel hileleri kullandığı bir çeşit tedavi şeklidir. Cennet, dünya, insan, hayvan ve doğanın birliğini içeren ilkel bir dünya görüşüne dayanır. Bu birliğin içinde kötü kuvvetlerle iyi kuvvetlerin birliği de görülür. Kötü kuvvetler, şeytan ve şeytanın gönüllü hizmetkarları olan cadılardır. İyi kuvvetler ise, Tanrı, the Trinity (üçlü birlik), azizler ve iyileştirme gücünün kaynağı ile hastalar arasında aracı olan büyücülerdir. Hastalığın kötü kuvvetler tarafından gönderildiğine ve cin veya şeytanlara özgü olduğuna inanılır; onun için de ayinle, muskayla veya nazarlıkla giderilmesi gerektiğine inanılır. Çoğunlukla büyü yapan kimseler, ayinle veya hastayla konuşarak hastayı iyileştirmeye çalışırlar. Daha ciddi durumlarda, belli bir ücret karşılığında büyülü sözler taşıyan muskalara veya SATOR formülü gibi sihirli formüllere başvururlar. Ücret meselesi, ehliyetsiz doktorluk yapmak yüzünden tutuklamalara yol açabileceği için bayağı titiz bir konudur. Pennsylvania’do gördüğüm büyücülerden pek çoğu hiçbir zaman parayı doğrudan doğruya hastanın elinden almıyor, onun yerine hastaya parayı masanın üstüne bırakmasını söylüyordu.

Amerikan büyüsel halk ilaçları teknikleri Wayland D. Hand'ın son makalelerinde üzerinde durduğu bir konu. Halk tıbbında olduğu gibi ilkel tıpta da insanı hastalıktan kurtarmanın en yaygın metodlarından biri, hastalığı doğrudan doğruya ya da bir aracı vasıtasıyle başka bir kişiye, hayvana, bitkiye veya herhangi bir şeye devretmek metodudur. Bu devir işlemi temas yoluyla veya sembolik olarak; örneğin, bir siğilin "satılması" şeklinde olabilir. Doğrudan doğruya devretmenin en yaygın örneklerinden biri hastalığın ağaçlara veya çalılara kama veya çivi sokarak devredilmesi metodudur.

Esasında bütün bu işlemlerin ardında yatan düşünce, genel anlamda kötülüğün devredilmesiyle bağıntılıdır.

Halk teşhisi en aza indirgenmiştir. Birçok hastalığın halk arasında adı olduğu halde, genellikle iyice belirlenmiş hastalıklardan çok bazı rahatsızlık halleri bilinir ve tedavi edilir. Halk cildiyesinden bahsederken, Büttner der ki: "Halk bu hastalıkları birbirinden ayırd etmez." Bunları çoğunlukla belirtilerine göre, seyrek olarak da etiology'ye (hastalıkların sebeplerini arama ilmi) göre adlandırır. Daha önce de belirttiğimiz gibi halk etiology'si hastalığı doğaüstü veya akıl dışı sebeplere dayandırır; örneğin, "Hastalığa Allah sebep olur" düşüncesi gibi. Puckett’in zenci tıbbı üzerine yaptığı çalışmada büyücünün yapacağı ilk iş teşhisi koymak, yani kişinin büyülenmiş olup olmadığına karar vermektir. Hastanın kurtulması için büyünün bulunması ve bozulması gerekir. Eğer hasta isterse, büyü, kendisine büyüyü yapan kişiye aktarılır.

Halk tıbbı, elbette ki, veterinerlikle ilgili pratiği de kapsar. Aslında bu oldukça geniş dallarından biridir. Hasta kendi kendine teşhis koymaktan aciz olduğu için, insan tedavisinden daha güçtür ve bu yüzden de kırsal alanda çok büyük önemi vardır. Bir Alman halk tıbbı tarihçisine göre, çiftlik hayvanları köylünün tek geçim kaynağıdır, bunun için de bazan hayvanlarının sağlığı ailesinin sağlığından daha önemlidir. Hayvanların ruhları olmadığı için büyüye insanlardan daha yatkın olduklarına inanılır, ve ahırdaki herhangi bir talihsizlik büyüye dayandırılırdı. Çiftlikle ve ahırla ilgili ayinler çiftlikteki hayvanları korurdu. Kilisenin kefil olduğu özel takdisler, ortaçağın koruyucu azizlerinin himayesiyle gerçekleşirdi; Saint Leonard atlar için, Saint Patrick sığırlar için. Bu örneklerinde gösterdiği gibi, halk tıbbı ve halk dini çoğunlukla birbirleriyle içiçedir.

 

Çevirenler:

Sibel YOĞURTÇUOĞLU - Ayfer GÜLÜM

 

KAYNAKLAR LİSTESİ

- Ludwig Büttner, Frankische Volksmedizin: Ein Beltrag zur Volkskunde Ostfrankens (Erlangen, 1935), s. 14.

- Wayland D Hand, ed., Popular Beliefs and Superstitions from North Carollna, The Frank C. Brown Collectlon of North Carollna Folklore 6 (Durham, N.C., 1961), (N.C 1961), Önsöz, s. xix-xx.

- Eugen Mogk, "Wesen und Aufgaben der Volkskunde," Mitteideutsche Blatter für Volkskunde 1 (1926) : 17-24.

- Richard Weiss, Volkskunde der Schweiz (Erlenbach - Zürich, 1946), s. 6-9. Hanns O. Münsterer, "Grunalagen, Gültighelk und Grenzen der volksmedizinlschen Heilverfahren, "Bayerisches Jahrbuch für Volkskunde 1" (1950), 9-20; aynı makale için bkz. Elfriede Grabner, ed , Volksmedizin: Probleme und Forschungsgeschichte (Darmstadt, 1967), s. 289-314.

- Oswald A. Erich ve Richard Beitl, ed., Wörterbuch der deutschen Volkskunde, 2. baskı (Stuttgart, 1955), "Volksmedizin" s. 823.

- Vance Randolph, Ozark Superstitions (New York, 1964) s. 93. Kitaptaki "Mountain Medicine", s. 92-120, makalesinin tümüne bkz.

- Ibid., s. 98-99. Aynı konuda bkz. Katharine T. Keli, "Tobacco in Folk Cures in Western Society, "Journal of American Folklore" 78 (Nisan-Haziran, 1965): 99-114

- Franz Paullini Nev vermehrte heylsame Dreckapotheke, Wie namilch mit Kot und Urin fast aile, auch die schwerste, giftigste Krankheiten u. bezauberte Schaden vom Haupte bis zu den Füssen innerlich und ausserlich glücklick curieret worden; Mit allerhand raren, so wohl nutz- als ergötzlichen Historien... von Christian Franz Paullini (Frankfurt a. M., 1969).

- Ake Hultkrantz, "The Healing Methods of the Lapps: Some aspects from the point of view of comparative religion, "Papers on Folk Medicine", Carl-Herman Tillhagen (Stockholm, 1963), s. 168.

- Lauri Honko, "On the Effectivity of Folk Medecine", "Papers on Folk Medicine, Carl-Herman Tillhagen (Stocholm, 1963), s. 132-142.

- David E Lick ve Thomas R. Brendle, Plant Names and Plant Lore among the Pennsylvania Germans, The Pennsylvania German Society, 1923 : 189-92.

- Olav Bo "Rational Folk-Medecine, "Papers on Folk Medicine", Carl-Herman Tillhagen (Stockholm, 1963), s. 143-53.

- Adolph Franz'ın, Die kirchlichen Benediktionen im Mittelalter, 2 cilt i (Freiburg im Breisgau, 1909) Romen Katolik kilisesi tarafından kabul edilmiş iyileşme ve korunma dua ve yakarışlarını anlayabilmek açısından temel bir eser özelliği gösterir.

- Thomas R. Brendle ve Claude W. Unger, Folk Medicine of the Pennsylvania Germans : The Non-Occult Cures, Proceedings of the Pennsylvania German Society, cilt 45 (1935)

- Don Yoder, "Official Religion versus Folk Religion, "Pennsylvania Folklife 15" (Kış 1965-66) : 36-52: Don Yoder, "Twenty Ouestions on Powwowing." Pennsylvania Folklife 15 (Yaz 1966): 38-40.

- Wayland D. Hand, "The Magical Transference of Disease," Folklore Studies in Honor of Arthur Palmer Hudson, North Carolina Folklore 13 (1965) : 83 - 109

- Newbell Niles Puckett, Folk Beliefs of the Southerm Negro (Chapel Hill N.C.1926), s. 207.

- Walther Zimmermann, Badische Volksheilkunde (Karlsruhe, 1927), s. 94.

- Randolph, "The Power Doctors", s. 121-61.







Arama

Bizi Destekleyenler

.