Çıkarken

Bu Derginin Diğer Makaleleri

Anonim. "Çıkarken". Çağrı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi. Nisan / 1992. Yıl: 36. Sayı: 389. Sayfa: 1, 13

ÇAĞRI otuz beş yaşına giriyor. İnsan ister istemez Cahit Sıtkı Tarancı'nın ölümsüz şiirini hatırlıyor. Biraz sevinç, biraz tedirginlik, insanın boğazında düğümleniyor. Doğmak, büyümek ve ölümsüzlüğe kavuşmak. Sadece beden olarak değil elbette. Erte'ye bir şeyler bırakaraktan, adım olarak, yudum olarak, tadım olarak, bem-beyaz bir "Yaşama Sevinci"ne nota, misra ve kudüm olarak, "El sende" demek.. Çağrı'nın ilk cildini yeni görmüşçesine, uzak ve özlem dolu bir dosta kavuşurcasına içime sindire sindire yeni baştan okuyorum.

Türk şiirini kubbeleştiren, burç burç bayraklaştıran usta şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın isim babalığını yaptığı Çağrı'yı serince rüzgârlı bir Meram akşamında gündeme getirdiğimiz 1957 yılını düşlüyorum.

Sekiz arkadaştan biri olan Cahit Öztelli'nin "Eskileri Okumak" yazısını hüzün içinde bir içimde okuyorum. Sonra on iki yıl önce Bahçelievlerde hasta yatağında son görüşmemizi düşünüyorum. "Feyzi, hastalığım ciddi. Gidiciyim." sözlerini aylarca dilimden düşürememiştim. Başyazı'yı Osman Bozok yazmıştı: "Sanat gönül yapısıdır, amma fikir beyin yapısı." demişti. Ne kadar doğru söylemiş. İnsan bir hassas terazidir, diyorum kendi kendime. Dışarıda incecikten bir kar yağıyor. (Otuz beş yıl önce de böyle karlar yağar mıydı diye pencereden bakıyorum.)

Delinen Ozon tabakalarından mi acaba Ankara'nın alışamadığımız eksi Yirmi'leri... Osman Bozok'un sevecenliği içimi ısıtıyor. Yedi yıldır aramızda yok, ah olsaydı diye bir arzu, bir istek, çalan telefon beni günlük hayata çağırıyor. Ölenle ölünmez ki.. İyi amma ölen bir dost yanımızdan, yöremizden bir parçamızı da birlikte alıp götürüyor.

Diğer altı arkadaşımız İsmet Gönülal hariç, ayrı yörelere bilya gibi dağıldılar. Dostlukları kopan takvim yapraklarında arayan bir yaştayız. Bakıyorum, Çağrı'nın yaprakları da sarıya çalıyor. Eskimek, zamandan erte kalma olgunluğun bir simgesidir diye kendi kendimi avutmak istiyorum. İnanır mısınız bu aşı tutuyor. Her yaşın, her çağın kendine göre bir anlamlı havası, bir güzelliği vardir elbette. Zevklerimiz de, kederlerimiz de bambaşka konularla, bambaşka olaylarla biçimleniyor artık. Bunu normal karşılamalısınız.

Çağrı'nın sayfalarını çeviriyorum. Ümit Yaşar Oğuzcan "Üçüzlü Yaşamalar" adlı şiirinin altına şöyle bir not düşmüş: "Şairin yeni çıkacak 'İki Kişiye Bir Dünya' adlı kitabından. Acı bir gülumseme beliriver dudaklarımda". İnsanoğlu ebedi ve ezeli yalnızlığa mahkümdur, diyorum. Tâ 1969'larda Cumhuriyet Gazetesi için Ankara'ya "Şair Parlamenterler için konuşmalar yapmak için gelmişti. Şimdi aramızda bulun mayan senatör arkadaşım Selahattin Acar'la birlikte Anadolu kulübüne gitmiştik Kendisine TBMM'ndeki şair parlamenterieri tanıştırmıştım. Bir hafta sonra Cumhuriyet'te rahmetli Oğuzcan'ın konuşmaları yayınlanmıştı birer birer. Benim için öyle şeyler yazmıştı ki hayretler içinde şaşa kalmıştım. Ölümünden bir ay kadar önce şair dostum Gültekin Samanoğlu ile Maçka Tenis Kulübüne gitmiştik. Orada Gültekin'in aracılığı ile barışmıştık. Her şey geride kalıyor. İçim buruk. Dışarda kar tipi halinde un-ufak yağı-yor. Hatıraları insanı yaşatıyor. Bazan buruk bir olay bile bir dilim Çumra kavunu, daha doğrusu divleği gibi insana tatlı geliyor.

Kısa bir aralıktan sonra Çağrı'nın bu sayısını Çağrı'da geçmiş yıllarda yayınlanan yazı ve şiirlerle bezeyelim dedik, dost İsmet Gönülalla. Geçmiş yıllardan alın tılara bir o kadar da yenilerini ekleyerek size sunuyoruz.

Yazı ve şiirlerini Çağrı'ya göndermeleri için bu sayımızın eski ve yeni dostlarımıza bir çağı olarak kabul edilmesini diliyoruz.

Çağrı daima doğru dan, gu zel'den ve sevgi'den yanadır bile siniz

ÇAĞRI







Arama

Konuştum ve Ruhumu Kurtardım

.
ESSENS

Bizi Destekleyenler

.