Kargalı Köyü İncelemesi

Bu Derginin Diğer Makaleleri

Kazancı,Necati | Sonat,Mehmet Halit | Işık,İsmail ; "Kargalı Köyü İncelemesi" ; Halkbilimi- Eski (ODTÜ-Türk Halk Bilimi Topluluğu) ; Ağustos / 1977 ; Cilt : 4 ; Sayı : 30 ; Sayfa : 25

(Kargalı köyü ile ilgili incelememiz gelecek sayılarda da sürecek. Tutum, davranış ve değerlere de ilerde yeri geldikçe değinilecektir.)

Nazarın dışında da birçok inanç günlük yaşamın bir parçası olarak birçok eylemleri ve davranışları etkilemektedir.

Cuma günü (selâdan namaza kadar olan sürede iş yapılmaz).

Ağustos böceğinin ötmesi iyi habere işarettir.

Bir evin üzerinde baykuş öttü mü evin temelli yıkılacağı söylenir ve gene baykuşun "cak cak" diye ötmesi hayra yorulmaz.

Al karası inancı şu anda çok yaygın olmamakla birlikte eskiden kadınların başında birinin beklediği belirtilmekte.

Besmelenin cennetin kapısı olduğu yönünde bir inanç vardır.

Evde kalmış kızlar için karınca duası yapılır.

Sol elle yemek yemek haram sayılır.

Kapılara uğur olsun diye iğde, karaağaç dalı konur.

Guççu'daki bir kadının, göze taş kaçtığında bunu diliyle çıkardığı söyleniyor.

Ölümle ilgili bazı inanışlar :

Ölümü tecrübeli insanlar hastanın gözünün renginden, benzinin renginden soluyuşundan onun ölüp ölmeyeceğini anlar.

Ölmekte olan kişinin istediği insan gelmezse gözleri açık gideceğine inanılmakta imiş. Ancak bu bilgiyi aktaran kaynak kişi burada kendi yorumunu katarak "Halbuki bu ondan değil göz damarları soğuruyor, böyle şeylerin aslı olmadığı söyleniyor" (Kaynak kişi adının açıklanmasını istememekle birlikte 55 yaşlarında okuması yazması var)

Ölümden sonraki yedi gün akşamları tebareke suresi okunur. Yedinci gün mevlit okunur ve şeker, şerbet dağıtılır. Kırkıncı gün yasin okunur. Yasin gündüz ya da gece okutulabilir. ölü mevlidinde çocuklara gözleme, bazlama benzeri şeyler yapılıp dağıtılır.

Ölecek kişinin ölümünden önce birtakım sözlerinden öleceğini bildiği yolunda yorumlar yapılmakta. Bu konuda rüyaların ve sıksık yapılan davranışların özellikle bir işaret sayılabildiğini söyleyebiliriz.

Bu konuda anlatılan bir düşü verelim: öleceğine yakın kendi akrabasından bir kişinin yarasına bastığını söyledikten sonra ölen bir kişinin ardından ölümünü bildiği biçiminde bir yorum yapılmaktadır.

Cin-peri inancı toplum içinde varlığını halen korumakta olan bir olaydır. Bu konuda söyleşilerimiz sırasında anlatılan iki olayı aynen sunuyoruz:

"Ecinniyle evlenen vardı. Bunlardan bir tanesi, iki kadın alan biriydi. Çocuğu da olmuştur. Bu adam "sus" dedi mi iki aylık bebeyi sustururdu, iki aylık bebe hiç sus deyince susar mı? öldü. Deli Musa derlerdi. O da kurtuldu köy de. Ardından onla ilgili bir olayı da ekleyerek "Karıları oturmaya gideceklerinde" Musa "biz falanca yere gideceğiz" demişler birgün. O da gidin ama şu saatte muhakkak gelin, ben gelirim demiş. O saatte Musa eve geliyor. Kadınlar gelmemişler. Oturdukları biliyor ya, varıyor oraya bakıyor kadınlar tef çalıp oynarlarmış. Hiç sesini çıkarmamış dönmüş daşın üstüne oturmuş. Nihayet onlar oyunu bitirmişler, eve gelmişler onu orada oturur görünce, zavallıların paçaları dolanmış içeri girmişler. Musa'nın numaralı dayak değnekleri varmış 1, 2, 3.. şunu indirin bakayım demiş. Bir eline bir tepsi almış. Şimdi ben çalacağım siz oynayacaksınız demiş. Zavallılar beni az döğsün diye öyle gayretli oynarlarmış ki ter içinde kalmışlar. Tamam demiş birisine sen daha güzel oynadın. Ondan sonra yanaşmış ben filancazaman dedim size niye gelmediniz? Serde erkeklik var ya ikisini de iyice döğmüş. Sabahleyin iki tane davar kesmiş ikisini de sarmış davarların derileri içine. (Aslında bu olay kadın erkek ilişkileri üzerine anlatıldı. Bunu belirtmekteki amaç eskiden erkeklerin kadınlar üzerindeki baskılarının vurgulanmasıdır. Ancak bu kişinin olağan dışı bir kişi olarak belirtilmesi de eskiden bile ayrıcalıklı bir kişinin yapabileceği davranışı belirliyor. Olasıdır ki bunu yapan kişinin dengesi bozuktur. Sabahleyin iki davarın kesilip kadınların bunların içine sarılması konusundaki sorularımız ise ussal bir yanıt almadı. Buna ecinni ne olacak, yaptığına akıl sır ermez yolunda yanıtlar aldık.)

Anlatılan ikinci bir olay ise anlatanın diliyle: "Ablam küçükmüş. Aşağı yukarı üç dört yaşlarındayken. Anam-babam ekin yıkamaya gitmişler (buğdayı temizlemek) Evde dedesi ile yalnız başlarina duruyorlarmış. Çocuğun karşısına birden sarı bir kız çıkmış. Çocuk korkmuş dedesini ünlemiş (çağırmış). Dedesi de ben zaten onu biliyorum evladım demiş." Ve ondan sonra bu köyde yayılmış ve eve "Sahipli" denmeye başlanmış. Ev sahibi tarafından daha sonra sarı kızın çıktığı yolunda yorum yapılan baca kapatılmış. Ondan sonra da bir daha görülmemiş.

Cin peri benzeri olaylara karşı yapılan işlemlerin başında muska gelir. Herhangi biri hastalandığı zaman ki bunun nedeninin cin peri benzeri olaylar olduğu sanılıyorsa) veya çocuklar çok ağladığı zamanlar ki buna cinlenmiş denilmekteymiş köyün imamına muska yazdırılır ve bir tas suyun içine atılır ve bu su hastalanan ya da çocuğa içirilir.

Cin peri olayının toplumsal, ruhbilimsel yönlerini böyle bir derleme yazısında ele almak olanaklı değil ancak çok açık görülmekte ki derlemenin yapıldığı tarih (şubat 1976) de bu tür olaylar inanılarak anlatılmaktadır.

Son yıllarda önemini yitirmekle birlikte "Hıdrellez günü de" dinsel yönü ve bazı inanç unsurlarıyla değinilmeye değer. Yurdumuzun birçok yöresinde görüldüğü gibi burada da 6 mayıs bir eğlence günü olarak kutlanır. Kırlık yerlere gidilerek topluca eğlenilir, oynanır, kuzular kesilir. Bu günde adak yapanların adaklarının gerçekleşeceğine inanılır. Adak için genellikle Kargalı Ali Baba türbesine gidilir.

Yağmur yağmadığı zamanlar yapılan törensel niteliği olan bir olaydır. Yağmur duası cuma günü yapılır. Hoca cemaatı toplar. Birlikte bir dere kenarına veya çeşme başına gidilir. Bu iş için önce koya tellal çıkarılır. Tellal herkesi camide toplanmaya çağırır. Toplanıldıktan sonra dua yerine gidilir. Hoca önde tekbir alarak ve cemaat ona amin diyerek gider, önce suya at kafası iskeleti atılır. Sonra 10-15 yaşları arasında bir oğlan çocuğu ıslatılır. Bu evinin ilk erkek çocuğu olmalıdır. Buradan yüksekçe bir tepeye çıkılır, oraya giden herkes buradan taş toplar ve o taşları getirip kemik atılan suyun içine atar. Gene yağmur duası yapılacağı zamandan az zaman önce ölmüş biri varsa mezar açılır ve kefeninden bir parça dışarı çıkarılır.

Yağmur duası sırasında iki rekat namaz kılınır. Burada eller göğüs hizasında parmaklar aşağı doğru tutulur. Daha önceden kuzular kesilir. Pirinç pilavı yapılır. Varlıklılardan para, pirinç, vb. toplanır ve duadan sonra hep birlikte yenir.

(Sürecek)






Arşiv
Dergiler
Gazeteler
Kitaplar
Web Siteleri
Tez
Sunum
Fotoğraflar
Videolar
Broşür
İletişim: ilhaner@ilhaner.com

Arama

 

 
 

Bizi Destekleyenler

Halkbilimcilerimiz